Hz. İbrahim’in kıssasını bilmeyen yoktur. Farklı kutsal dinlere mensup insanların ortak paydası Hz. İbrahim’in kıssasının detaylarını merak edenlere başta Kuran-ı Kerim ve İbrahim suresini refere ederek kıssadan bir detayı aktarmak isterim.

Hz. İbrahim, kendisi de bir put yapıcısı olan ( heykeltıraş olarak adlandırabiliriz sanırım ) babasına, dönemin ve muhitin firavunu olan Nemrut ve halkına akıl dışı tapınmalarını sapkın inançlarını göstermek üzere kimsenin olmadığı bir zaman put haneye girer ve elindeki balta ile en büyük put hariç bütün putları kırar. Baltayı da en büyük putun omzuna asar. Bir zaman sonra putların olduğu yere gelen halk deliye döner. Sorumluyu ararlarken zaten bu mevzularda uzun zamandır bi şeyler söyleyen İbrahim akıllarına gelir. Hemen çağırırlar, putları sen mi kırdın? derler. O da en büyük putu gösterir ve “belki o kırdı!” diye cevap verir. Nemrut ve halkı “o nasıl kırsın, görüyorsun yapabileceği bir şey yok.” derler. Kendileri de aslında içi boş taş ve tahtalara ibadet etmiş olmanın boşluk hissi ile birbirlerine bakarlar. Nemrut’un ceberutluğu devam eder ve ‘tanrılarına’ saygısızlık eden bu genci dünyada eşi görülmemiş bir idamla ; onu ateşler içine atıp yakarak cezalandırmaya karar verir. Gerisi malum, Hz. İbrahim, mancınıkla ateşin içine atılınca dahi, Cebrail’in yardım tekliflerini reddederek sadece yüce yaratıcının hoşnutluğunu istediğini bildirir. Düştüğü yer güllük gülistanlık bir bahar bahçesine dönüşür. Halk arasında güzel bir benzetme ile ( gerçeklikten uzaklığı mevzuumuz değil ) Hz. İbrahim’i yakmak için ateşlenen odunlar birer balığa, ateş ise suya döner.

 

 

Kendi sembolizmi içinde çok manidar duran bu hatıra binyıllardır saygıyla saklanır. Balıklıgöl’ün balıkları nerede ise kutsiyel atfedilerek avlanıp öldürülmez. İtina ile bakılır ve beslenir. Ziyaretçiler tarafından balıklara yem atmak inanç ‘neşvesi’ ile yapılan bir hareket haline gelir bu mekanda. Balıkların yüzdüğü büyük havuzlar kanallarla birbirine bağlanarak devri daim yaparken kimi yerde güvercinler suyun içinde makul yerlere konarak su içiyorlar. Çelebinin ifadesi ile ‘tam seyirlik bir manzara’

 

.

YORUMLAR